İçimden Geldiği Gibi...

22.4.2009 - Dostuma ve Dostluğuna...‏

Çölde yolculuk eden iki arkadaş hakkında bir hikaye anlatılır.
Yolculuğun bir aşamasında iki arkadaş tartışırlar biri ötekine bir tokat atar. Tokadı yiyenin canı çok yanar ama tek kelime etmez ve kum üzerine şu sözleri yazar

'BUGÜN EN IYI ARKADASIM BANA BIR TOKAT ATTI.'
Yıkanabilecekleri bir vahaya rastlayana dek yürümeyi sürdürürler.Tokadı yiyen yıkanırken bir batağa saplanır, boğulmak üzereyken arkadaşı tarafından kurtarılır. Boğulmak üzere olan arkadaş tam kurtulduktan sonra bir kaya parçası üzerine şu sözleri kazır:

'BUGÜN EN IYI ARKADASIM BENIM HAYATIMI KURTARDI.'
Tokadı vuran ve sonra arkadaşının hayatını kurtaran kişi ona şöyle der; senin canını yaktığımda bunu kum üzerine yazın ama şimdi kayaya kazıyorsun.NEDEN?
Öbür arkadaş ona şöyle cevap verir:'Biri bizi incittiğinde bunu kum üzerine yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı estiğinde onu silebilsin. Ama biri bize İYİ bir şey yaparsa onu kayaya kazımalı ki onu hiçbir rüzgar yok etmesin.'

'INCINMELERINIZI KUMA, GÖRDÜGÜNÜZ IYLIKLERI KAYALARA KAZIMAYI ÖGRENIN.'
Denilir ki özel birini bulmak bir dakikanızı alır,onu değerlendirmeniz bir saat içinde olur,onu sevmek için bir gün yeter ama sonra onu unutabilmek için bir ömrün geçmesi gerekir.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22.4.2009 - Fark Etmeli İnsan


 
Bir damlacık sudan
nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken
dünyaya neden sığmadığını
ve
en sonunda bir metre karelik yere
nasıl sığmak zorunda kalacağını
fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın,
ahirete nispetle
anne karnı gibi olduğunu
fark etmeli.

Henüz bebekken
Dünya benim! dercesine
avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,
ölürken de aynı avuçların
her şeyi bırakıp gidiyorum işte!
dercesine apaçık kaldığını
ve kefenin cebinin bulunmadığını
fark etmeli.

Baskın yeteneğini
fark etmeli sonra.

Azrailin her an
sürpriz yapabileceğini,
nasıl yaşarsa
öyle öleceğini
fark etmeli insan.

Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte
ama kendisinin
güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada
yemek yediğini
fark etmeli.

Yaratılmışların en güzeli olduğunu
fark etmeli
ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni
dikenin hemen yanı başındaki
gülü fark etmeli.

Evinde kedi, köpek beslediği halde
çocuk sahibi olmaktan korkmanın
mantıksızlığını fark etmeli.

Eşine seni çok seviyorum! demenin
mutluluk yolundaki müthiş gücünü
fark etmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğinin
sadece üçünü giydiğini ama
arka sokaktaki komşusunun
o beğenilmeyen gömleklere
muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin
sofradayken önünde biriken
ekmek kırıntılarını yemekte
gizlendiğini fark etmeli.

Annesinden doğarken
tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve
aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini
fark etmeli.

Fark etmeliyiz çok geç olmadan

Ömür dediğin
üç gündür,
dün geldi geçti
yarın meçhuldür.

O halde
ömür dediğin
bir gündür,
o da bugündür.


Yazar: Can Yücel

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20.4.2009 - 80'lerde çocuk olmak


 

80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Alf filmini bayılarak izlemek demek...
 


 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Voltran Voltran Voltran demek...

 


 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Uykudan önce masal programını Adile Naşit'ten dinlemek demek...

 


 


 

80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
"Comanchero" ve "life is life" sözlerini ezberlemeye çalışmak demek...

 


 


 


80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
He-man, She-ra, Transformer, Clementina, Heidi demek...

 

 

80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
"Herıld yani..." demek...

 


80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?

"Hey Corç versene borç... Olmaz Maykıl bende de yok..." demek...

 


 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Saat sorulunca "eti kemik geçiyor" demek...

 


80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?

Ne sorusuna "zonk" cevap vermekten zevk almak demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Televizyonun sesini açmak ve kanalları değiştirmek için bin kere kalmak ve üstündeki düğmelere, basmak demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Birbirimizin hatıra defterine yazı yazmak demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Dantel yaka ya da bez yaka takmak demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Leblebi tozu çekerken atlatılan ölüm tehlikeleri demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Bayramlarda mahalleye dağılıp şeker toplamak demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
TRT'nin yayın akışı bitişinde istiklal marşını dinlemek... Hatta tiz "biiiiiiip" sesi çıkana kadar TV'yi kapatmamak demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
"Aldım çantamı koluma, çıktım Dallas yoluna... Ben Babi'yi beklerken Ceyar girdi koluma" demek...

 

80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Barış Manço'nun 'Adam Olacak Çocuk' programını kaçırmamak demek...

 

80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Apartman çatısına 5 metrelik anten takan babanızın sizi televizyonun karşısına oturtması ve çatıdan "oldumu" diye bağırıp anteni ayarlamaya çalışması demek...
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Parliament Pazar Gecesi sinema müziğini hala duyduğunda içinin garip olması demek....

 


 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Elm Sokağı'ndaki kabus yüzünden yaşanılan korkular demek...

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Kasete kayıt yapılabilmesi için kasetin alt tarafında bulunan karelerin bantla kapatılması demek...


 

80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Akşam ebesi, yakan top ya da ortada sıçan oyunlarını bilmek demek...

 


 


 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Oyunun en güzel yerinde annenizin sizi bağırarak eve çağırması demek...

 


 


 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Hafta sonları erken kalkıp çizgi film izlemeyi hevesle beklemek demek...

 


 

 

80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Tetris oyununu daha hızlı oynamaya çalışmak demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Kaseti başa ya da ileri almak için kasetin deliğine kalem sokup havada çevirmek demek...

 

80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Metin Akpınar, Zeki Alasya ve Nejat Uygur komedi filmlerindeki sözleri ezbere bilmek demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Telefon görüşmelerinde jeton kullanmak demek...

 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
İstop oyunun adının nerden geldiğini bilmeden oynamak demek...

 

80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Peçete koleksiyonu yapmak demek...

 


 

 


 

 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Bilye oynarken "dağ mı? deniz mi?" deyip baştakini vurmaya çalışıp bütün gülleleri almaya çalışmak demek...

 


 
80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Çikolata ya da sakız kağıdından çıkan kırışmış folyo kağıdını tırnağınla ya da parayla düzleştirmek demek...

 



80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Edi Büdü demek...

 



80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Yalan Rüzgarı seyretmek ama anlayamamak demek...

 



80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
Michael Jackson'ın "Black or White" klibinin hafızalarımıza kazınması demek...

 



80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
"On yüz bin milyon baloncuk yuttum..." demek...

 


 



80'lerde Çocuk Olmak Ne Demek?
"Vıjjtt vıjjt" konuşan araba kara şimşek demek...

 


 


HEY GİDİ GÜNLER :))
 

 
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20.4.2009 - Mardin gezim

bu hafta sonu Mardin de sınav görevi için gitmiştim. oradan midyata da gittik. güzel bir şehir sokakları çok değişik ve her sokak keşfedilmeyi bekliyor bir tarih var ve dedikleri gibi farklı dinleri barındırıyor. en güzel yanıda yanyana dükkanları evleri ve birbirleri ile hoşgörülü bir şekilde yaşamaları. birkaç çektiğim fotoğrafı paylaşmak istedim.


eski postane nin olduğu yer

kiliseler o kadar çoktuki sanırım midyattaki kiliseden almıştım :)

mardinde uzun süredir yağmur yağmıyormuş ama bizim uçakla inince yağmur başladı hala dönerken yağmur yağıyordu:)

Diğer resimleri maalesef ekletmedi ....  şimdilik bu kadar..:)

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20.4.2009 - Çocuğunuzun zekasını açacak 25 öneri

Çocuğunuzun zekasını açacak 25 öneri

Çocukların bir çok şeyi sizi izleyerek öğrendiğini unutmayın ve ona iyi örnek olun. Bunun yanı sıra onun zeka seviyesini yükseltmek için şu önerileri de dikkate alırsanız yararlı olur.

2. Şarkılar söyleyin. Bebeğinizle şarkılar söyler, güler, şakalaşırsanız çocuklarınız daha erken konuşur.

3. Nesneleri anlatın. Ona bazı nesneleri isimlendirip tarif edin, diğer nesnelerle karşılaştırın, ne işe yaradıklarını açıklayın. Sizi pür dikkat dinlediğini fark edeceksiniz!

4. Arka plandan gelen sesleri kesin. Televizyon ya da radyonun sesi çok açıksa siz ve bebeğinizin dinleme ve konuşma eylemlerini engeller.

5. Çocuğunuz konuşurken bütün dikkatinizi ona verin. Sırtınızı dönmemeye çalışın, diz çöküp göz kontağı kurun.

6. Ona bir şeyler okuyun. Çocuğunuza bir şeyler okumak, dilini öğrenmesini sağlar, algılarını, dikkat genişliğini artırır. Bu yüzden kitapları hayatınızın bir parçası haline getirin, çocuğunuzu uyuturken mutlaka ona okuyun. Çocuğunuzun ilgisini çekmeye başladığında harflerin şekillerini göstererek okuyun, böylece bazı çocuklar okumayı 3 yaşından itibaren öğrenebilir.

7. Müzik çalın. Her ne kadar klasik müziğin çocuğunuza daha parlak bir zeka sağladığı ispatlanmadıysa da, müzik onun zihinsel ve duygusal gelişimini zenginleştirecektir. Bazı insanlar müzik ve matematik yeteneğinin birbirleriyle alakalı olduğuna inanır. Oysa çalışmalar, müzisyenlerin matematikte birçok insandan farklı ya da daha iyi olmadığını gösterir. Çocukların matematik yeteneğine sahip olmasında daha çok ailelerin kitaplar ve iletişimle sağladığı öğrenme cesareti önemli bir rol oynar.

8. Çocuğunuzu uyuturken ona şarkı söyleyin. Bu hem çocuğunuzun daha rahat uyumasını, hem de tekrar ile kelime hazinesini geliştirmesine yardımcı olur.

9. Müzik eşliğinde diğer şeyleri de öğretin. " 1- 2 -3 işte yıkıyoruz ellerimizi 4- 5- 6 şimdi diş fırçalama zamanı..." gibi melodiler çocuğunuzun konsantre olmasına ve kelimeleri hatırlamasına yardımcı olur.

10. Çocuğunuzun sevdiği müziği seçmesine izin verin. Ve davullar, ziller kullanarak gürültü patırtı çıkarmasına bir süre katlanın.

11. Bırakın boyasın. Çocuklarınızın boya kalemleri ve oyun hamurlarıyla vakit geçirmesine engel olmayın çünkü bunlar el becerilerini artırır ve sanatsal bir şekilde kendilerini ifade etmelerine yardımcı olur.

12. Mutlaka beğenilerinizi sunun. Yaptıklarına iltifat edin ve onları herkesin görebileceği bir duvara asın.

13. Sanatsal faaliyetler için malzemeler bulundurun. Yumurta kutularını atmayın, alışveriş paketlerini saklayın, tuvalet kağıtlarındaki ruloları da kesmek ve yapıştırmak için kullanın. Değişik kolajlar yapmak için parktaki yaprakları toplayabilir ve duvar kağıtlarının parçalarını çocuklarınız için saklayabilirsiniz.

14. Sayıları hayatınızın bir parçası haline getirin. Matematiği ne kadar erken öğrenirse, o kadar rahat eder ve kendine olan güveni artar. Merdiven basamaklarını saymak gibi ufak adımlarla başlayın.

15. Sayıları melodik bir şekilde öğretin. "Beşten sonra altı nerde kaldı kahvaltı, altıdan sonra yedi kedi ciğeri yedi" gibi.

16. Büyük küçük gibi niceliklerden bahsedin. "Masadaki tabakları sayabilir misin?" "Büyük olanı mı yoksa küçük olanı mı istersin?" gibi sorularla başlayabilirsiniz.

17. Oyuncaklar ve oyunlar yardımıyla sayıları öğretin. Buzdolabına yapıştırılan mıknatıslı sayılar, küvete atabileceğiniz köpükten yapılmış olanlar, sayılarla ilgili yapbozlar ya da Monopoly'nin çocuklar için olanlarından alın.

18. Bazı şeyleri parçalara bölerek sayıları öğretin. Yiyecekleri küçük parçalara ayırın ve o parçaları çocuğunuzla birlikte sayın.

19. Televizyonu asla bir bebek bakıcısı gibi kullanmayın. Çünkü o çocuklarınızla iletişim kurmakta sizin yerinize geçemez.

20. Aynı videoyu ya da DVD'yi sayısız kere izlemesi sizi endişelendirmesin. Tekrar etme çocuğunuz öğrenmesine yardım eder.

21. Gezin ve öğrenin. Bir parka, kütüphaneye ya da mağazaya yapılan gezilerde çok şey öğrenebilirsiniz.

22. Ara sıra aktivitelerinizi değiştirmeyi deneyin. Diğer çocuklarla oynamasını, onları ve ailelerini düzenli olarak görmesini sağlayın.

23. Bütün kamu imkanlarından yararlanın. Parklar, kütüphaneler, müzeler, sanat galerileri ve yüzme havuzları gibi yerlere çocuğunuzu götürerek sosyalleşmesini sağlarsınız.

24. Aynaları kullanın. Bebeğinizin yansımasını izleyerek vücudunu ve hareket kabiliyetini fark etmesini sağlayın.

25. Anne sütüyle besleyin. Bebeğiniz en az 6 aylık olana dek onu emzirin.

                                                                                                                            Alıntıdır....

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14.4.2009 - Öğrenme nesneleri blog paylaşımı

www.egitim.gov.tr de yapılan içerikler ve öğrenme nesnesi ile ilgili her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. ilgililere...
http://ogrenmenesneleri.blogspot.com/

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28.3.2009 - PENCERE

Genc bir cift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasinmislar. Sabah kahvalti yaparlarken, komsu da camasirlari asiyormus.
Kadin kocasina ' Bak çamaşırları yeterince temiz degil, camasir yikamayi bilmiyor, belki de dogru sabunu kullanmiyor. ' demis. Kocasi ona bakmis, hicbir sey soylememis, kahvaltisina devam etmis.
Kadin, komsusunun camasir astigini gordugu her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmis.
Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun camasirlarinin tertemiz oldugunu goren kadin cok sasirmis 'Bak' demis kocasina '"çamasir yikamayi ogrendi sonunda, merak ediyorum, kim ogretti acaba ?'
"Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim" diye cevap vermis kocasi.
Hayatta da boyle degil midir ? Baskalarini izlerken gorduklerimiz, baktigimiz pencerenin ne kadar temiz olduguna baglidir.
Birini elestirmeden ve hemen yargilamadan once zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olani gormeye hazir olup olmadigimizi farketmek guzel bir fikir olabilir ...

Pencerelerimizi temiz tutabilmek dileğiyle...
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11.11.2008 - Mutluluk...


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11.11.2008 - Eskiden kadin olmak daha kolaydi.

Eskiden kadin olmak daha kolaydi.
Kadinlar sadece evde olur, yemek yapar, cocuk bakarlardi.
Sadece esinin geliri dusukse kadin calisirdi ve calisan kadina acinirdi.
Kadin calisiyorsa, evine bakamayacagi dusunulurdu,zaten kadin bekarken calisiyor idiyse bile evlenince evinin kadini olurdu.
90'li yillara gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi, artik calismak ekonomik olarak ozgurlesmek istiyordu.

[http://www.herice.com/mail/6097/1.gif]

Once universite okumaya ,sonra calismaya basladi. Bu kadinin hosuna gitmisti.
Calisiyor, istedigi gibi harciyor, geziyordu.
Artik calisan kadin evli olmak degil bekar olup gununu gun etmek istiyordu.
Yasasin ozgurluk...

[http://www.herice.com/mail/6097/2.gif]

Calisan kadin artik iskolik olmustu, calisiyor ve yuksekliyordu.
Zirveye ulasmisti. Bircok sirkette once orta kademe, sonra ust kademe yonetici kadin oldu.
Doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yalniz ve iskolik 30lu yaslarinda kadinlarla doluydu..
Bu calisan kadina yetmedi, citayi biraz daha yukseltti.

[http://www.herice.com/mail/6097/3.gif]

 Artik hem evli ve hem de basarili calisan kadin olmaliydi.
Calisan kadin etrafina bakindi. Basarili, parali koca adaylari gozden gecirildi.

 [http://www.herice.com/mail/6097/4.gif]

Adaylardan kel, sisman ve kisa boylu olanlar hemen elendi.
Ince ruhlu, saraptan anlayan, 14 Subat'ta muthis surprizler
yapabilen, kimsenin bilmedigi yerlerde basbasa tatillere goturen, yasamayi
seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapisildi.
Yurt disindangelinlikler getirtildi. Otellerde muhtesem dugunler yapilip, Maldivler'e ya da Bali'ye balayina gidildi.

[http://www.herice.com/mail/6097/5.gif]

Balayindan sonra calisan kadin hizla is basi yapti.
Gunduzleri toplantidan toplantiya kostururken artik aksam yemegini de dusunmeye baslamisti.
Aksam ne yenmeli, nereye gidilmeli, esinin gomlekleri, pantolanlari utulu mu, kiyafetleri kuru temizlemeciye
gitti mi geldi mi, marketten alinacaklarin listesini cikar, is cikisi git al, eve gel, aksam yemegini hazirla....

[http://www.herice.com/mail/6097/6.jpg]

 Calisan kadin artik mutluydu. Gece yatagi sicacikti.
Uzulunce derdini paylasan, hastalaninca ona bakan, aglayinca destek
olacak bir omuza, goz yaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat
kosturmak kadina viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan, ev ile is
arasi cift vardiya calisan Kadinla doluydu.

[http://www.herice.com/mail/6097/7.gif]

 Zaman geciyordu. Calisan kadin 35 ine yaklasiyordu.
Biyolojik saati 'be bek, be - bek' diye uyari vermeye basladi.
Evet calisan kadin hemen cigliklar atmaya basladi 'Bebek de yaparim kariyer de ' diye...
 Calisan kadinlar hemen sosyetik kadin dogumcularin randevularini doldurdular.
Calisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna
uygun zamani secip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya basladilar.
1-2 ay sonra guzel haberler sirayla gelmeye basladi,calisan kadinlar hamileydiler.

[http://www.herice.com/mail/6097/8.jpg]

Calisan kadin hem hamile, hem guzel olmak istedi.
Hemen diyetisyenlere kosulup, ozel hamile diyetleri alindi, bol bol
kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli, tursu, borek, erik aserilmiyor,
karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden.
Calisan kadin cocugunu eski usul buyutmeyecekti. Hemen onlarca
hamilelik, bebek buyutme kitaplari alindi, bir cok internet
sitesine uye olundu, Yoga ve anne-baba kurslarina yazilindi.

[http://www.herice.com/mail/6097/9.gif]

Calisan hamile kadin artik gun gun takip ediyordu bebeginin gelisimini.
Bugun 43. gun, bebegim uzum tanesi gibi... 59. gun, parmaklari olustu... 89.
gun, bugun ilk defa hickirdi... 210 uncu gunden sonra artik bebegin
matematik zekasinin artmasi icin Mozart dinletilecek.

[http://www.herice.com/mail/6097/10.gif]

.. Sonunda mutlu gun geldi.
Calisan kadin artik anneydi. 3-4 aylik izinden
sonra calisan kadin oldurucu diyetlerle zayiflayarak incecik bir sekilde isbasi yapmisti.

[http://www.herice.com/mail/6097/11.gif]

Artik basarili bir yonetici, iyi bir es ve anne olarak 24 saat calisiyordu.
Bebek buyudukce, sosyallesmesi icin calisan kadin cumartesilerini
cocuguna ayirdi. Artik tum anneler topluca etkinliklere katilmaya
basladilar. Yas gunu partileri, tiyatrolar,piyano dersleri, basketbol,
tenis ve yuzmekurslarinin biri bitiyor, digeri basliyordu.

[http://www.herice.com/mail/6097/12.gif]

 Calisan kadina bu da yetmedi. Artik hem calisiyor, hem
iyi bir es olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapiyordu. Calisan
kadin citayi birkez daha yukseltti.
O artik evinde katkisiz, saglikli ekmekler, receller yapmali,
organik gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali,
cocuguna ve esine ozel gunlerde pastalar yapabilmeli, bu pastalari cok guzel susleyebilmeliydi.
Butun calisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar.

[http://www.herice.com/mail/6097/13.gif]

 Evlerine ekmek yapma makinalari aldilar,
toplanti aralarinda bir birlerine yemek tarifleri vermeye
basladilar, 'Dun nefis bir cavdarli ekmek yaptim, istersen tarifini
vereyim' 'Ben de hafta sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir
aksam gelin de size de yapayim' Bakalim calisan kadin bundan sonra citasini nereye yukseltecek?

[http://www.herice.com/mail/6097/14.gif]

Gelelim erkege...
Bu surec icerisinde calisan erkek ise citasini hic yukseltmedi.
80 lerde, 90 larda ve 2000 lerde hep TV izliyor,bira iciyor ve maca gidiyordu...

[http://www.herice.com/mail/6097/15.gif]
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11.11.2008 - Yeni başlayanlar için Ankara

Yeni başlayanlar için ankara Aştidir. (bkz: aşti) soğuğun içine işlediği anda başını kaldırıp etrafta denizi aramaz isen kolay alışırsın.

*madde 1: Ankara'da deniz yoktur. deniz kenarında bir kentte bir şekilde bulunmuşsan, denizi seviyorsan, ankara'yı kısa vadede sevemeyeceksin, hiç kasma. yine de çeneni kapa, 'ankara iyi güzel de denizi yok abi bea' kabilinden düşüncelerini kendine sakla, bu muhabbetleri defalarca kez duymuş olan ankaralılar pek sevencen davranmazlar, sıcak yaklaşmazlar. Baygınlık verirsiniz. yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim.

*madde 2: Ankara'yıİstanbul ile, İzmir ile kıyaslamaya kalkmayın, bu da sevilmez, hele izmir karşılaştırması tiksinti yaratır. yok kordon vardı yok çiğdem vardı bilmem ne.. Gölbaşı 'nda denize dökerler adamı allahama..

*madde 3: Ankara'da kış soğuk geçer. rüzgarı keser, ayazı süründürür. kalın giyinin, bere ve eldiven edinin; öğlen dışarı çıkıyorsanız ve geç saatlerde dışarda bulunmanız gerekecekse havaya aldanmayın. coğrafya dersinde karasal iklim için neler söylerdiniz onları hatırlayın. ya da en iyisi bir gece iliklerinize kadar üşüyün, sonra gece-gündüz sıcaklığı arasındaki büyük farklı anlayın.

*madde 4: çinçin mahallesi denilen yere gece gitmeyin. gündüz de gitmeyin.illa gidecem ben gezerim görürüm hoplarım zıplarım' diyorsanız, en fiyakalı, en pahalı giysilerinizi giyin, telefonunuzu boynunuza asın öle gidin.

*madde 5: ankara'da deniz yoktur. alışın

*madde 6:elektronik malzeme, korsan cd falan arıyorsanız kızılay'da vakit kaybetmeyin, teknosa arayıp kazık yemeyin, maltepe pazarı'nı öğrenin. 'ben öğrenciyim abi' sözünü motto bilin, her alışverişte işe yarar.

*madde 7: öğrenciyseniz, kendi evinizde kalacaksanız, bir şekilde İtfaiye meydanı'na gidin, dibine kadar araştırın, az parayla süper ev nasıldöşenir görün. ya da beni çağırın göstereyim.

*madde 8: Atakule'de bir halt yok, boşuna meraklanmayın,Ç ankaya'ya sırf Atakule için tırmanmayın. ha eğer 'ben illa bozkır manzarası görecem edecem' diyip de gidecekseniz, hemen aşağıdaki botanik parkına da uğrayın.

*madde 9: Ankara'da deniz yoktur. deniz aramayın.

*madde 10: Metro'ya girin, kaybolun, ama alışveriş yapmayın.

*madde 11: Odtü, Bilkent, Hacettepe,Çankaya yahut Başkent üniversitesi öğrencisi iseniz, araba almayın, otobüs ve servisi tercih edin. eskişehir yolunun her sabah yaşadığı tıkanıkta tuzunuz bulunmasın. sizin yüzünüzden sınava geç kalmayayım. lütfen.

*madde 12: banliyo trenleri güvenlidir, çekinmeyin kullanın. sincanlı ezik büzük gençlerle muhatap olmayın.

*madde 13: kaybolursanız kimseye asla ve kat-a yol sormayın. sorduğunuz her yüz kişiden kırkı gitmemeniz gereken yönü, otuzu bambaşka bir tarafı gösterir, kalan otuz da bilmiyorum abi ben buraların yabancısıyım der. Karanfil sokak'ta sağlık bakanlığı nerede diye sorarsınız, adamı
kocatepe camii'ne çıkarırlar, yapmadıkları şey değildir. harita edinin.

*madde 14: Odtü'lü değilseniz,Odtü kampüsüne girmeniz, Alcatraz'dan kaçmanız kadar meşakkatli bir meseledir, bunu bilin. ısrarcı iseniz, risk alın ve Güvenpark'tan kalkan Odtü minibüslerinden birine binin, kampüse girişte kimlik soran görevli minibüse girdiğinde, kendinizden emin bir şekilde adamın gözlerine 'sen benim kim olduğumu biliyor musun' bakışı atın. işe yarayabilir.( düzenleme: ne yaparsanız yapın, gerekirse ormana dalın girin ama kimlik
diye topkek ambalajı, kupa sekizlisi göstermeyin)

*madde 15: Ankara'da deniz yok. yok işte, yok!

*madde 16: Ulus pek sevilen bir yer değildir. eski meclis binasının burada bulunması Ulus'u güzel kılmaz. zamanla göreceksiniz ki, Ulus'u hiçbir şey güzel kılmaz, kılamaz; olabilemez. Ulus'tan ve arka sokaklarından uzak durun.

*madde 17: en popüler buluşma mekanları olan Kızılay Gima'yı ve Dost Kitabevini'ni öğrenin.

*madde 18: Tunalı Hilmi caddesi demeyin. Ankaralılar -muhtemelen Hilmi'nin güzel bir isim olmadığını düşünüyor olduklarından- direkman Tunalı derler. siz de Tunalı diyin.

*madde 19: Ankaragücü taraftarı çirkef ve kalabalık, Gençlerbirliği taraftarı az sayıda ve enteldir. kalabalık bir Ankaragücü taraftar grubu görürseniz sakının. laf atarlarsa karşılık vermeyin. tek kişi bile olsa, iki dakika içersinde sürüyle adam toplayıp peşinizden koşturabilir. Büyükşehir Belediyespor' un taraftarı yoktur, olduğunu iddia eden olursa gülün geçin. nanik yapın.

*madde 20: "boş yere ağlama, kalbini bağlama, Ankara kızlarına" şarkısını öğrenin, sık sık söyleyin.

*madde 21: Ankara'da en güzel mevsim sonbahardır. tadını çıkarın.

*madde 22: Trafikte taş düşemez ama milletvekili çıkabilir. kırmızı ışıkta sizi bekletebilir. hazırlıklı olun.

*madde 23: Gazi üniversitesi' nin İİbf dışındaki bir fakültesine gidecekseniz temkinli olun, eli tespihli takım elbiseli tiplerle saçınız, sakalınız,küpeniz üzerine bir konuşma yapmaya hazır olun. adamlarla papaz olmayın.

*madde 24: gece ondan on birden sonra sokaklarda kimseciklerin kalmaması normaldir,kimyasal bomba neyin atılmamış, insanlar sığınağa kaçarcasına bir anda ortalıktan kaybolmamışlardır, olağan bir durumdur bu. sakin olun,panik yapmayın.

*madde 25:

1-cadde ortasında düğün dernek görürsen şaşırma, bilmediğin Ankara havalarında da oynama.

2-nerde olursanız olun aşağıya doğru indiğinizde Kızılaya çıkarsınız.

3-Pek çok yere yürüyerek gidebilirsiniz, kaybolmak gibi bir şansınız yoktur, bunu unutmayın. "aha nerdeyim lan ben?" dediğinizde Ulus'tasınızdır, panik yapmaya gerek yok, Bentderesi'ne doğru gitmediğinizden emin olduktan sonra, hızla Metroya ulaşabilirsiniz, müzelerin biraz aşağısındadır. Büyük tiyatroyu sorup, entel görünümüne girmeyin, itfaiyeciler çarsını sorun, kimse sizi kandırmasın. samanpazarı da olabilir. Ulus dışında Ankara'da hiçbir yerde absürd bir durumla karşılaşmazsınız..Etrafınızda, gözünüzü nereye çevirdiyseniz bir "Robocop" a çarptıysa
Kızılay'dasınız demektir.Eylem yapılacak anlamındadır bu. korkmayın. yine, bir avuç eylemci için 4 otobüs Robocop, çevik kuvvet inmiştir. bu kadar polisi nereye göndersin kardeşim bu devlet?! mantığıyla öyle bakınır dururlar o polisler. sonra SSK işhanı ve Sakarya alkol mekanlarıdır. en berbat birahenlerden tutun meyhane ve club ortamlarının hepsi vardır oralarda. güzeldir, herkes birbirinin kardeşi gibidir, ama yine de dikkatli olmak gerek, bazen insanlar kardeş katili de olabliyorlar.Ankarada güz bambaşkadır. özellikle, kalabalığı seviyorsanız,Yüksel caddesinde, tenhalığı seviyorsanız, Bahçeli 7. cadde hariç her caddesinde ve Tandoğan'ın ara sokaklarında turlarsanız, bir aylığına bu şehri sevebilirsiniz belki. onun dışında bürokrasi hemen her zaman kendisini hissettirir de bir tek Sakarya caddesine uğramaz gibi gelir bana.

4- Ankara melankoliktir, ekim güzeldir.

5- Ankaraya geldik Laila'ya gidelim diye gazlara geldiyseniz 1 şişe viski için 300 milyon, bir bira için 20 milyon gibi fiyatlara hazırlıklı olun. Armada ile migros alışveriş merkezi eşittir ama migros alışveriş merkezi biraz daha eşittir. (bkz: mudo)Metroya binerken her zaman ve her zaman, mutlaka inenlere yol verin. inen ve binenlerin toplu çemkirmelerine maruz kalmayın. Metro ve Ankaray'ı karıştırmayın. ikisi de Kızılay'da kesişir; Ankaray Aşti'ye gider, Metro ise Akköprü (MİGROS-ANKAMALL) ve Batıkent tarafına. kar-buz çok olur lütfen dikkatli adımlarla yürüyün.

6- Ankaradaki yürüyen merdiven adabında acelesi olmayan vatandaş sağda dursun diye bir kural yoktur. yürüyen merdivene bineceksenizyürümeyin, durun zira merdiven zaten sizin için yürümektedir.

7- Kavaklıdere, Ayrancı mevkilerine belediye otobüslerine bindiğinizde fark edeceksiniz ki otobüsün yaş ortalaması 65-70 civarlarındadır. korkmayın takım elbiselerle otobüse binmenize gerek yok herkes öyle biniyor diye.

8- Genelkurmay önünde ayakkabınızı bağlamak üzere durmayın. makinalı tüfek doğrultuyorlar. (bkz: biz burda yabancıları sevmeyiz)

9. -"Hocam" lafına alışın, bu lafı duyunca kendinizi hoca gibi hissetmeyin. bir Ankara klasiğidir, özellikle üniversite kampüslerinde güvenlik görevlileri öğrencilere, taksi şoförleri güvenliğe, büfeciler büfecilere, kısaca herkes herkese hocam der. ayrıca taksi şoförü üniversiteli olduğunuzu anladığı anda hocam diye hitap eder size. hoca değilsiniz, Ankaralısınız.eğer yere tükürür veya otobüste yellenirseniz kimse birşey demez, ama ters yöne girerseniz ya da yanlışlıkla Metronun inme platformundan inerseniz(ki Ankaray'dan Metro'ya geçecekseniz tüm oklar inme platformunu gösteriyor) küfür yersiniz. garip prensipleri olan bir şehirdir.Dost deyince Konur sokak'taki Dost kitabevi değil, Karanfil'deki anlaşılmalı. aman ha, arkadaşınızı fıtık edersiniz sonra yanlış yerde bekleyip.

10 -AOÇ belediye başkanının insafına bırakıldı ya da bırakılması kuvvetle muhtemel. bozulmadan son bir kez gidip görün. kokoreç yiyin. şençam köftesinden tırtıklayın. dondurma tüketin. çiçekçileri gezin.

*Harikalar diyarı, zart zurt gölü Ankara'nın tarihi yerleri değildir. aldanmayın.
*Odtü'den Bahçeli'ye giderken ki yolun (Eskişehir Yolu) ortasındaki Gökkuşağı adlı yapının ne ayak olduğunu sormayın boşuna. bilene rastlamadım. bende bilmiyorum.

*İzmirliler, İstanbullular diğer bütün vatandaşlar gibi kardeşimizdir ama gelip de "buranın denizi yok, akşamları dolmuş olmuyor, İstanbulun gözünü seveyim, ne modern şehirmiş meğer bik bik bik" diye trip atanlar sevilmezler pek. yoksa İstanbul, İzmir şahane şehirlerdir itirazımız yok.

*Kızılay'daki Yapı Kredi binasındaki leyleklerin niye birinin yan yan diğerinin de kanatlarını farklı frekanslarda çırparak uçtuğu üzerine kafa yormayın. biz yorduk yararını görmedik.


eski bir alıntı
:)
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

My Blog's

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

  • ders_sunumlarim
  • Arkadaşlarım

    muha
    bilimdunyasi2007
    evininhanimi