27 04 2010

İSTANBUL’A

Ve Tanrı dünyayı yaratmayı istedi. Ardından yere isimlerinin tohumlarını serpiştirdi. Okyanuslara, kıtalara, ülkelere ve şehirlere Bindiler isim tohumlar, zamandan bineklerine.   Ve insan da aynı isimlerle donandı. Sonra yasak meyveyi yiyerek, dünyadaki yerini aldı. Yüklendiği halifelik göreviyle, yeryüzünü inşaya başladı. Doğuda aşkla aradı isim tohumlarını, Batı da ise aklını kullandı.    En güzel tohumlar, Asya ile Avrupa arasına düştüler, Aşk ile aklın küsüştüğü yere gömüldüler. Doğdular, sonra adlarının kulaklarına fısıldanmasını beklediler.    Konstantiniye… Asitane… Dersaadet… İstanbul…      Tohumları, her baharında başka meyveye durdu İstanbul’un İnsanlar önce Ayasofya’yı inşa ettiler, mevsim değişti. Sonra Mavi Cami göğe yükseldi, adına Sultanahmet dendi. Şehir güzelleştikçe değerlendi, değerlendikçe unutuldu.   Şimdi üzerinde varlık sürenler bıraktılar inşayı Belki de Boğaz’a gömülü yeni tohumları aramayı Oysa işaret edilmişti,  “O ne güzel asker denilmişti” Akşemseddin rüyasını görmüş, Fatih ise fethetmişti.   Ve diliyorum Tanrı bu güzel şehre yeni fırsat tohumları göndersin Aranan insanlık değerlerini Boğazın yağmurlarıyla beslesin Yine bu şehrin köprülerinden yaysın tüm dünyaya İnsan daha insan olana evrilsin, aşk ile akıl birleşsin.                 ... Devamı

26 04 2010

UMUT

Umut mumun hikâyesini biliyor musunuz? Barış en önde duran, ilk mummuş ve insanların savaş yapmalarından sıkılmış, sönmüş. Ardından vefa isimli mumda, sıkılmış insanların vefasızlığından o da sönmüş. Üçüncü mumumuz ise, sevgi mumu. O da insanların sevgisizliğinden sıkılmış o da sönmüş. En sona bir tek mum kalmış, o da umut mumuymuş. Gitmiş, barış, sevgi ve vefa mumlarını teker teker yakmış. Ve en sonunda da eklemiş, "Ben en önemli mumum. Eğer beni kaybederseniz, her şeyinizi kaybedersiniz" diye. Umudunuzu hiçbir zaman yitirmemeniz dileği ile… Devamı

26 04 2010

ÖZGÜRLÜK

KIMSE KIMSENIN OLMASIN.. Yaşam yolculuğumuzu yalnız sürdürürüz... Sonra, birileri gelir, sendeki seni ister... Benim ol der... Hayatını bana ver. Sevgini, her şeyini... Gözlerin sadece bana baksın, dudakların bana gülsün, ellerin beni okşasın, benim yolumda yürü.. Benim ol, sadece benim... Sahibin ben olayım. Oysaki sevmek, gerçekten sevebilmek, onun sahibiymiş gibi hissetmek ve hissettirmek değildir. Özgürlüğünü sonuna kadar yaşayabilmesini hissettirebilmek gerçek sevgidir. Kimse kimsenin değildir ve olmamalıdır. Bir insanı kıskanmak ona güvenmemek her şeyden önce kendine güvensizliğin dışavurumudur. Kendisine, içindeki gerçek öz benliğine saygı duyan birey, bu hastalıklı duyguyu içinde barındırmaz. Asıl sahip olmamız gereken kendi özgürlüğümüz ve kişiliğimizdir. Özgürlüğümüze koşulsuz bir şekilde sahip isek, işte "o zaman" da eller, gözler ve kalpler beraber olabilmeyi seçiyorsa, gerçek sevgi doğru yere ulaşmış demektir. Sevgi ve ilgi zorla istenmez, istenirse zaten o sevgi olmaz. Kendiliğinden gelişir ve çoğalırsa adına sevgi diyebiliriz ancak ilgi yoksa bunu zorla talep etmek zavallılıktır. İkili ilişkilerdeki en büyük tuzaklardan birisi de budur. Bana ilgini ver, sevgini ver, benim ol, hep benim; bana ait ol, hayatın benim; benim çizdiğim yolda yürü, sen bana aitsin. "Kimse kimsenin değildir." Aslında hepimiz yalnızız ve kendimizden bir tane daha yok. Hayata yalnız geliriz, maddi ve manevi olarak birçok şey ediniriz. Eğitiliriz,öğreniriz, paylaşırız, başarırız, kaybederiz, zevk alır, ya da acı çekeriz, çoğal... Devamı

13 04 2010

ÇARE “SİZ“ SİNİZ!

Şu albümden: ÇARE “SİZ“ SİNİZ!     Sular yükselince, balıklar karıncaları yer.. Sular çekilince de karıncalar balıkları yer… Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir… Çünkü kimin kimi yiyeceğine.. “Suyun akışı” karar verir… Bir Afrika Atasözü: Düşün… Gidene kal demeyeceksin… Gidene kal demek zavallılara, Kalana git demek terbiyesizlere, Dönmeyene dön demek acizlere, Hak edene git demek asillere yakışır. Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme, yoksa değersiz olan hep sen olursun… Düşün…, Kim üzebilir seni senden başka? Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen? Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen? Kim yıkar, yıpratır seni sen izin vermezsen? Kim sever seni, sen kendini sevmezsen? Her şey sende başlar, sende biter… Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, Tükettirme içindeki yaşama sevgisini… Hep hatırlayın: “Çaresizseniz, Çare “SİZ“ siniz! Devamı

09 04 2010

Bir kadın...

Bir kadın çocuktur aslında... Bir kadın çocuktur aslında.Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefk...ati göstermesini de ister. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama hiçbir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz. Bir kadın güçlüdür aslında. Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez. İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir. Ancak kadını gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar. Bir kadın sevgilidir aslında. İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay. kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir. Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun nedeni ise engelleyemedikleri 'acımak' duygusudur. Bir kadın yalnızdır aslında. Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz... Devamı