02 04 2010

MEDCEZİR

         Uykusuzluğun çıldırttığı o uyanık hallerimden kaçıyorum şimdi.   Bahsetmek istemiyorum kendimden kendime, sormayın nasılım.   Bahsedilmekse asla...   Yokluğumu yaşamalı tanıdıklarım.   Rahatlamak istiyorum artık.Beynim zonkluyor düşünmekten.   Ne rahatmış meğer yok olmak, yoklukta var olmak.   Zamanın karadeliklerinde konaklamak...   Sevmekten ve sevilmekten korkmaktı bizim ortak derdimiz.   Sınırlarımız belliydi, birde burnu büyük vazgeçilmezlerimiz vardı.   "Bizede zaten hayatın en zorlusu düşmeliydi ki şık dursun üzerimizde"lerimiz.   Zorlaştırıp abarttığımız basit hayatlarımız,   kendimizi çok önemli sanmalarımızıda takıp takıştırdık mı hazırdık, yeni var olmalara.   Varlık sürmek,herkesin sandığı kadar kolay mı ki?   Neyse!Bunu anlamanında şükrünü eda etme adına olsa gerek, hep bu medcezirler, yine bu medcezirler....     Devamı

02 04 2010

YANGIN

   Dondurulmuş,saklanmış aşklarda geziniyorum bu gece.Sırf bozulmasınlar diye dondurduğum aşklarım var yüreğimde.           Düşünüyorum, beynim  ellerimin arasında  ve bir kor yakıcılığında şimdi...           Yanık sevdaların kül ettiği ellerimin içini kokluyorum; anlaşılamamışlıklarımın, kavuşulamamışlıklarımın    kokuları geliyor burnuma.          Ardından hava alsın diye açtığım pencerelerden kaçıyor uykularım.Halsiz düşen düşüncelerimi,    ağırlaşmış ama bir türlü kapanmayan gözkapaklarımı ve artık boğazıma bile düğümlenemeyen gözyaşlamı döküyorum çalışma masama.          Dalıyorum fikirlerin, harflerde, sözcüklerde ve sayfalarda hayat bulduğu kitaplara.          Onlar mı beni , ben mi onları okuyorum belli olmuyor karşıdan  bakıldığında.          Sayfalar şıkırdıyor bu halime.Önsözler,son sözler beni fısıldaşıyor aralarında...          Çeviriyorum kendimi sayfa niyetine, düzelirim belki diye yeni bir sayfaya 'nafile'.Ediyorum devam okumaya. Bir yelkovan,bir sayfa...Bir akrep, bir kitap ilerliyorum zamanda.          Kitapların yazarı var biliyorum.Sayfalarda gezinirken arada hissettiğim yazar.Senin elinde diyorum    ve aslında herbir harfi özenle seçilmiş bu kitapta bulunmak hem zor beynimi çatlatırcasına,hem güzel    cenneti bulmuşcasına.          Sonra öksüzlüğümün ve yetimliğimin medcezirleri oynadığı bu ... Devamı

31 03 2010

mangal erkek isidir:)

Bu aktivite esnasında, bir erkeğin gerçek mutfak hünerine tanıklık ederiz. Bir erkek, mangal başına geçmek için gönüllü olduğunda, aşağıda detaylandırılan bir seri olay yaşanır: ERKEK 1. Erkek mangalı ve mangal kömürünü çıkartır. KADIN 2. Kadın ızgarayı temizler. 3. Kadın bakkala gider. 4. Kadın kasaba gider. 5. Kadın fırına gider. 6. Kadın salatayı ve sebzeleri hazırlar. 7. Kadın pişirilecek etleri hazırlar. 8. Kadın, etleri bir tepsi üzerine, gerekli malzemeler, baharatlar, vs ile dizer. 9. Kadın temiz ızgarayı ve hazırladığı tepsiyi, mangalın başında dikilen adama getirir. 10. Adam etleri ızgaranın üzerine yerleştirir. 11. Kadın içeri geçip, masayı hazırlar. 12. Kadın sebzelerin pişmesini kontrol eder. 13. Kadın tatlıyı hazırlar. 14. Kadın tekrar dışarı çıkar ve kocasına etin yanmakta olduğunu haber verir. 15. Adam çok pişmiş eti ızgaradan alır ve kadına verir. 16. Kadın tabakları çıkartır, masaya dizer.   18. Kadın masayı toplar, kahve hazırlamaya gider. 19. Kadın kahve ve tatlı ikram eder. 20. Yemekten sonra, kadın masayı toplar. 21. Kadın gider bulaşıkları yıkar, mutfağı toparlar. 22. Adam mangalı olduğu yerde bırakır, çünkü içinde hala yanan kömürler vardır. 23. Adam karısına bugün mutfak işi yapmamaktan dolayı mutlu olup olmadığını sorar. 24. Karısının şaşkın bakışları karşısında, kadınları mutlu etmenin imkansız olduğu kararına varır.   ... Devamı

31 03 2010

Dünyayı Düzeltmek...

Bir haftanın yorgunluğundan sonra baba Pazar sabahı kalkmış eline gazetesini almış ve akşama kadar oturup dinlenecek olmanın keyfini çıkartmaya başlamış. Ama baba bunları düşünürken oğlu yanına gelerek kendisini parka götürmek için geçen hafta söz verdiğini hatırlatmış. Canı hiç dışarıya çıkmak istemediği için bir bahane bulup evde oturayım , dinleneyim diye düşünmüş. Birden gazetenin promosyon olarak verdiği dünya haritası gözüne ilişmiş. Bu haritayı hemen parçalara ayırmış ve oğluna uzatmış;   "Bu haritayı birleştirebilirsen hemen gidelim parka" demiş.   Ardından da içinden derin bir oh çekmiş;   "dünyanın coğrafya profesörlerinden birini getirsen yine de toplayamaz. Bunu iyi akıl ettim" diyerek sevinmiş.   Aradan 10 dakika geçmeden çocuk koşarak babasının yanına gelmiş. “Baba haritayı düzelttim, parka gidebiliriz” demiş. Adam önce inanmamış ve görmek istemiş. Görünce de şaşırarak nasıl yaptığını sormuş. Çocuk demiş ki;   “Bana verdiğin haritanın arkasında insan resmi vardı........     İNSANI DÜZELTİNCE DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELDİ   Anonim ... Devamı

31 03 2010

MİSKET TEORİSİ

Genç adam yoğun iş temposundan iyice bunalmıştı. Vakit aksama yaklaşıyordu, ama mesai kavramına çok yabancı olduğu için evine ne zaman gideceği belli değildi. Başını iki elinin arasına aldı, gözlerini sıkıca kapadı. Çok para kazaniyordu. Yöneticiydi, birçok insanin imrenerek baktigi bir konumdaydi. Ama yasadigi hayati hayat olarak görmüyordu. "Bu ne biçim hayat böyle!" diye söylendi kendi kendine. Hafta sonlarinda dahi evine gidemiyordu. Toplantilar, is seyahatleri, yazismalar ve kosusturmacayla geçen bir hayat. Pek çok yakın dostunun adini dahi unutmustu. Bu karamsarlik içinde kivranirken, birden çekmecesindeki küçük radyosu aklina geldi. Radyoyu açti. Yayinlanan müzik parçasi ile biraz rahatladigini hissetti. Müzigin ardindan yasli bir adamin konusmasiyla gayri ihtiyari radyoyu kapatmak istedi. Ama birden durdu. Ilginç bir teoriden bahsedecegini söylüyordu yasli adam. "BIN MISKET TEORISI"ni anlatacakti. Merakla dinlemeye basladi. "Birgün oturdum ve biraz aritmetik yaptim. Ortalama bir kisinin yetmis bes yasina kadar yasadigini varsaydim. Biliyorum,bazilari daha çok, bazilari da daha az yasar. Ama biz yetmis bes sene yasadigini düsünelim. Bir yilda 52 hafta oldugu için, 75'i 52 ile çarptim ve ortalama ömre sahip bir insanin tüm hayatinda yasayacagi Cumartesi sabahi sayisi olarak 3900 rakamina ulastim. Simdi beni iyi dinleyin. En önemli kismina geliyorum. Bütün bunlari ayrintili olarak düsünmeye elli bes yasinda baslamistim. Yaptigim hesaba göre bu yasa kadar 2180'in üzerinde Cumartesi yasamistim. Ve eger yetmis bes yasina kadar yasarsam, yasayacagim Cumartesi sayisi sadece bin adet olacakti. Bir oyuncak dükkânina gittim ve elindeki tüm misketleri aldim. 1000 ... Devamı